Biyoteknolojik ilaçlar el kitapçığı – İEİS
İlaç İşverenler Enstitüsü tarafından hazırlanan Biyoteknolojik ilaçlar el kitapçığını indirmek için tıklayınız.
Biyoteknoloji, ilaç endüstrisinin insan sağlığının hizmetinde
ilerlemesi için kilit öneme sahiptir. Bugünkü şartlarda bilinen
yaklaşık 30 bin hastalıktan ancak 10 bininin tedavisi yapılabilmektedir.
Hastalıklara karşı yeni ilaçların geliştirilmesinde biyoteknolojik yöntemler
giderek kimyasal ve bitkisel formülasyonlardan daha etkili olmaktadır.
Son yıllarda ruhsatlanan yeni ilaçlar arasında biyoteknolojik ilaçların oranı
giderek artmaktadır. Aralarında kanser, alzheimer, kalp hastalıkları, diyabet ve
romatoid artriti de içeren 200 hastalığın tedavisi için geliştirilen yeni ilaçların
büyük bir kısmını biyoteknolojik ilaçlar oluşturmaktadır.
İnsan sağlığında çığır açan biyoteknolojik ürünler, üretim ve geliştirme
maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle pahalı ürünlerdir.
Biyobenzer ilaçlar, hem hastaların biyoteknolojik ilaçlara erişimini artırmakta
hem de rekabet yaratarak maliyetleri azaltmakta, sağlık sisteminin finansal
devamlılığına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca biyobenzer ilaçların satışa
sunulması doktorlara ve hastalara yeni tedavi seçenekleri sunmaktadır.
AB ülkelerinin ulusal sağlık sistemleri,
yapıları ve süreçleri arasındaki
farklılıklar biyobenzer ilaçların pazara
girmesini etkilemektedir.
Türkiye, küresel ilaç endüstrisi için
önemli merkezlerden
birisidir. Ancak ülkemizde biyobenzer
ürünlerin üretiminin sadece belli
aşamaları yapılabilmekte, biyoteknolojik
ilaçların büyük bir kısmı ithal
edilmektedir. Türkiye, her 1 kilogram
biyoteknolojik ilaca ortalama
1 milyon dolar ödemektedir.
Biyoteknolojik ilaçların küresel ilaç
pazarındaki ağırlığının artışı ile birlikte
ithalata bağlı bir biyoteknolojik
ilaç tedarik modeli Türkiye için
sürdürülebilir değildir ve yerli üretim ile
desteklenmediği takdirde Türkiye’nin
ilaçtan kaynaklanan cari açığının
artacağı ortadadır.
Biyobenzer ürünlerin üretiminin tüm
aşamaları ülkemizde gerçekleştirilebilir.
Bu ürünlerin yurt içinde üretiminin
sağlanması;
1- Bu pahalı teknolojinin ülkemizde
oluşması,
2- Hastaların biyoteknolojik ürünlere
erişiminin hızlanması,
3- Hekimlere farklı alternatifler
sunulması,
4- İlaç ithalatına bağlı dış ticaret
açığının azaltılması,
5- Yeni ürünlerin pazara girmesi ile
oluşacak ürün çeşitliliğinin ürün
fiyatlarını aşağıya çekerek kamu
sağlık bütçelerinin daha verimli
kullanılması,
6- Oluşacak rekabet ortamının
araştırmacı şirketleri daha yenilikçi
ilaç bulmaya yönlendirmesi
açılarından büyük önem taşımaktadır

